Mehmet Arif DEMİRER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mehmet Arif DEMİRER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Haziran 2017 Perşembe

BİR MÜFTERİ "NİHAT GENÇ" E, ADNAN MENDERES VE DEMOKRAT PARTİ YALANLARI, İDDİA VE İFTİRALARI HAKKINDA CEVAPLAR:

1. Menderes’in evlilik dışı ilişkilerini onaylamıyor başka bir yorum da yapmıyorum. Metresine örtülü ödenekten ev aldığı YALAN. Örtülü Ödenek Davası Tutanakları yayımlandı. Böyle bir iddia yok.
2. Türkiye, BM’in kurucu üyesi idi. Asker gönderilmesini talep eden BM idi.
3. Marshall Planı antlaşması ile Türkiye’ye malzeme (uçak vs) gelmedi. Proje bazında para (hibe veya kredi) geldi. Bu tür kuyruklu yalanlar günümüzde yaygınlaşıyor, çünkü bu iddiaları üretenler Marshall Yardımı ne idi, ne değildi, bilmiyorlar.
4. 6 Eylül Olaylarını biz (Türkler) yaptık, Yunan Derin Devleti tertipledi.
5. Menderes, İsrailli ile buluşmuş, 50 yıl gizli kalmış. Ne konuşmuşlar ki?
6. Hangi demiryolları söküldü, hangi vatana ihanet antlaşması, hangi 54 cami?
7. Bence bilerek gerçekdışı iddialarda bulunanlar şerefsiz hainlerdir.

                                        Mehmet Arif Demirer    
           Ankara: 15 Haziran 2017

12 Haziran 2017 Pazartesi

İĞRENÇ YALAN, ADİ VE KÜSTAHÇA İFTİRALARA CEVAP: "MENDERES’in İHANETLERİ – I ve II," Mehmet Arif DEMİRER

MENDERES’in İHANETLERİ – I
Mehmet Arif DEMİRER
Geçenlerde bir yazımda, “Türkiye’de Menderes Sevgisi kadar Karşıtlığı var” diye yazmıştım. 2017 yılında karşıtlık ağır basıyor gibi. İnternette peş peşe gelen yazılarda Menders’in uçak fabrikalarını kapattığı, tarıma ihanet ettiği ve en son 7 Haziran tarihli, Ömer Fikret Kalaycıoğlu imzalı bir yazıda bakınız neler var:
“Uğur Dün­da­r’­ın ge­çen haf­ta “Halk Are­na­sı­”n­da­ki ko­nu­ğu CHP Ge­nel Baş­ka­nı Ke­mal Kı­lıç­da­roğ­lu idi. Şöy­le de­di:
“Kay­se­ri­’de 1925’te uçak fab­ri­ka­sı kur­duk. Kay­se­ri­’den kal­kan ilk mil­li uça­ğı­mız An­ka­ra­’ya in­di. De­ni­zal­tı ya­pı­yor­duk. Son­ra Mars­hall Yar­dı­mı baş­la­dı; bi­ze şu­nu söy­le­di­ler, ‘ne ge­rek var uçak üre­ti­yor­su­nuz, ne ge­rek var ge­mi ya­pı­yor­su­nuz si­ze uçak ve­re­lim, si­ze ge­mi ve­re­lim.’ Uçak fab­ri­ka­la­rı­nı, ter­sa­ne­le­ri ka­pat­tık. Ulu­sal de­ğer­le­ri­mi­zi kö­rel­ten Mars­hall Yar­dım­la­rı­’dır.”
“Ha­ri­ka tes­pit…. Pe­ki… Siz şu tür­kü­yü bi­lir­si­niz: “Zey­tin­yağ­lı yi­ye­mem aman, bas­ma da fis­tan gi­ye­mem aman. Se­nin gi­bi ca­hi­le, ben efen­dim di­ye­mem aman…” Tür­kü­nün; Kı­lıç­da­roğ­lu­’nun de­dik­le­riy­le ya­kın­dan il­gi­si var; ama Mars­hall Yar­dı­mı me­se­le­si sa­de­ce uçak-ge­mi de­ğil­di. İşin Ma­ni­sa/So­ma­’da ke­si­len zey­tin ağaç­la­rıy­la da il­gi­si var­dı! Şöy­le…”
diye başlayan yazı, Menderes döneminde ABD baskısı ile ABD’nin elinde kalan mısırözü yağlarını Türkiye’ye dayattığı ve zeytin üretiminin çökertildiği iddiası var: “Binlerce yıldır insanımızı doyuran zeytinyağı türkü siparişleriyle vs. gözden düşürüldü…” Bütün bunlar Menderes’in on yılında (1950 – 1960) olmuş.
Aynı iddiayı Prof. Kemal Demirkol’da ileri sürmüş ve internette yaygınlaştırmıştı. Gerçekler ise çok farklı: Demirkol’a, 25.6.2012 tarihli ANAYURT yazımda şu bilgileri vermiştim:
“1950 – 1960 Dönemi Bitkisel Üretim ve Tüketim Göstergeleri şöyle: (Yıllık üretim göstergeleri en yakın bin tona yuvarlanmıştır Kaynak: DPT BBYKP kitabı sayfa 227 -234)
“1950 yılı – Kişi başına bitkisel yağ tüketimi: 3.3 kg (Nüfus 21 milyon)
“Zeytinyağı üretimi: 40 bin ton
“Bitkisel yağ üretimi: 29 bin ton (pamuk ve ayçiçeği yağları, mısırözü yağı önemsiz düzeyde)
“1960 yılı – Kişi başına bitkisel yağ tüketimi: 7.6 kg. Bunun içinde mısırözü yağı: 200 gr !’
“Zeytinyağı üretimi: 80 bin ton – ARTIŞ % 100 !
“Pamukyağı üretimi: 44 bin ton. Ayçiçeği yağı üretimi: 27 bin ton
“Diğer bitkisel yağlar: 13 bin ton (buna mısırözü yağı da dahil)
“1960 yılı bitkisel yağ ithalatı: 37 bin ton (soya ve pamuk yağı, mısırözü yağı yok !)
“1960 yılı toplam tüketim: 201 bin ton (Nüfus 28 milyon. On yıllık nüfus artışı 7 milyon)
“On yılda Zeytinyağı üretimi % 100 artmış. Pamuk, ayçiçeği yağı ve diğer bitkisel yağlar % 190 artmış. Bu 84 bin ton bitkisel yağ içinde haşhaş dahil diğer bitkisel yağlar 13 bin ton. Mısırözü yağı, bu 13 bin tonun yarısından az. Başka anlatımla zeytinyağı üretimi on yılda 40 bin ton artarak 80 bin tona çıkarken mısırözü yağı ise sadece 5 – 6 bin ton düzeyinde kalmış.”
Çökertildiği iddia edilen ve Marshall Planı ile ilişkilendirilen zeytinyağı üretimi, Menderes’in döneminde % 100 artmış. Aksini iddia edenler mahcup olurlar mı, özür dilerler mi? HAYIR !
Ana Muhalefet Partisi Genel Başkanı Sn. Kılıçdaroğlu gerçekten uçak fabrikalarını Marshall Planı kapsamında kapattığımızı iddia ediyorsa, çok büyük bir yanlışı tekrarlıyor olmalı.
Yarın Menderes’in tarıma ihanetini ve kapattırdığı uçak fabrikalarını yazacağım.   
MENDERES’in İHANETLERİ II
Mehmet Arif DEMİRER
Dünkü yazımda Menderes döneminde zeytinciliğin nasıl çökertildiğine değinmiştim. Bugün yine son günlerde internette gezinen bir başka belgesel (!) iddiayı ele almak istiyorum: “Menderes’in Tarıma İhaneti”
O kadar kötü bir adammış ki, Menderes, 1955 yılından sonra ABD’den bir miktar buğday ve bir miktar da yağ ithal edebilmek için önüne gelen her şeyi imzalamış.
2006 yılında “Demokrat Parti’nin 60 ıncı (1946 – 2006) Kitapları” başlığı altında yayımladığım altı kitabın beşincisi “Demokrat Parti ve Tarım” idi. Bu kitapta DP iktidarının, tarım sektöründe tarihi bir dünya rekoru kırarak, 1950 yılının toplam bitkisel üretimini, 15.7 milyon tondan 1960 yılında 35 milyon tona çıkardığını belgelemiştim. Artış: % 123 !
En büyük artışlar; Buğday (3.9 milyon tondan 8.5 milyon tona) ve Şeker Pancarında (855 bin tondan 4.4 milyon tona) kaydedilmişti. Buğdaydaki on yıllık artış % 118 iken 1940 – 1950 döneminde artış eksi % 5 (eksi = azalış) ve 1960 – 1970 döneminde artış sadece % 18 idi.
Başka anlatımla temel yiyecek maddesi olan buğdayda 1940 – 1970 arasındaki onar yıllık dönemlerde, % 5 azalış, % 118 artış ve % 18 artış kaydedilmişti.
1945 – 1949 yıllarında topraksız köylüye 906 bin dekar toprak dağıtımı yapılmış iken, on yılda dağıtılan topraklar 16.8 milyon dekar olmuştu. Tarıma ihanet, dediğin böyle olur.
Zeytin üretimi de 265 bin tondan 427 bin tona yükselmişti, % 60. (Zeytinyağındaki artış 40 bin tondan 80 bin tona %100 olmuştu)
Peki ABD’den ithal edilen buğday neyin nesi idi, Menderes neden buğday ithal etmişti?
Türkiye 1954, 1955 ve 1956 yıllarında üç yıl art arda kuraklık yaşamış ve 1953 yılında 8 milyon ton buğday üretmiş (hatta bir miktar da ihraç etmiş) iken, 1954 yılında 4.9, 1955 yılında 6.9 ve 1956 yılında 6.4 milyon ton buğday ürünü alabilmişti. 1953 yılına kıyasla buğday ürününde üç yıllık toplam azalış, 5.8 milyon idi.
İşte bu kötü niyetli adam (27 Mayıs Devriminden sonra idam edilerek günahlarının bedeli ödeyecekti) 1955 yılından başlayarak ve TL ile borçlanarak, ABD’den birkaç yüz bin ton buğday ithal etmiş ve Türk vatandaşını 1949 yılında yaşadığı açlıktan kurtarmıştır.
MENDERES’in UÇAK FABRİKALARI ile ilgili İHANETİNİN AYRINTILARI
O kötü niyetli Menderes var ya, bakın ATATÜRK’ün başlattığı havacılık sanayii girişimlerini de nasıl baltalamış:
Kayseri Tayyare Fabrikası. Uçak üretimi 1942 yılında durdurulmuş, üretilmekte olan Miles Magister eğitim uçağının üretimi Ankara’da Türk Hava Kurumunun (THK) Etimesut fabrikasına kaydırılmıştı. Ama asıl günahkar tabii ki, Menderes idi.
Nuri Demirağ’ın üretimini durduran da THK idi. Üretim 1944 yılında durmuş ama yine de sorumlu 1950’den sonra Marshall Yardımı dayatmalarına boyun eğen Menderes idi.
Son olarak; THK’nun, vatandaşların savunma amaçlı savaş uçağı alınsın diye verdikleri Bağış Paraları ile  kurduğu uçak ve uçak motoru fabrikalarının perişan (müflis) durumunu üç raporla belgeleyen Başbakanlık Umumi Murakabe Heyeti ve Kurumun kendi Teftiş Heyeti, raporlarını Menderes iktidara gelmeden iki yıl önce CHP Hükümeti’ne sunmuşlar ve her iki fabrikanın da MKEK’ye devir edilmesini önermişlerdi. Devir işlemleri 1952 yılında gerçekleştiğine göre bu fabrikaları da kapattıran yine o kötü niyetli Menderes olmalı ?
Görüldüğü gibi Türk milletini açlıktan kurtaran, ATATÜRK’ün şeker hedefine yaklaştıran Menderes, uçak fabrikalarını da kapattırmak suretiyle günahlarına yenilerini eklemiştir.   

12 Ocak 2016 Salı

"DEMOKRAT PARTİNİN 70 YILI"; ANAYURT Gazetesi & Mehmet Arif DEMİRER

DEMOKRAT PARTİNİN 70 YILI
DEMOKRATPARTİ, 7 Ocak 1946 tarihinde kurulduğunda bkz. Türkiye’de neler oluyordu?
Kuzey komşumuz dost bir hükümetin iş başına gelmesini (ki, Türkiye’nin stratejik noktalarını işgal edebilsinler) istiyordu, Demokrat Parti’nin resmen kurulduğu günlerde.
1945 yılının sözlü taleplerini (Kars, Ardahan ve Boğazlarda Ortak Yönetim) yazıya dökmek için bir süre daha bekleyeceklerdi Putin’in dedeleri; acaba, Demokrat Parti dost bir hükümet alternatifi olabilir mi, diye.
Nedenini rahmetli Metin Toker yazmış:[1]
“Sovyetler Birliği son oyununu Eylülün başında denedi. 21 Temmuz seçimlerinin cereyan tarzının doğurduğu karışıklıkları DP’nin bir ‘halk ayaklanması’ tertipleme için istismara kalkışmayacağını Kremlin çabuk anladı. Zaten DP liderlerinden o hususta bir şey beklemeyecek kadar gerçekçiydi. Bunlar da, İnönü derecesinde ‘Mustafa Kemalin yolu’ndaydılar. Yani Türkiye’nin Sovyetleştirilmesine karşıydılar.”
YORUM: 
Sovyetler; birinci notayı (8.8.1946) vermeden önce 1946 seçimlerini sonucunu ve kurulacak yeni hükümeti beklemişlerdi. Saracoğlun’dan daha sert mizaçlı, iki binli yılların sözcüğü ile ‘Şahin’ bir başbakanın atandığını ve Demokrat Parti’nin seçimlerdeki usulsüzlüklere şiddetle itiraz etmekle birlikte Metin Toker’in yazdığı gibi bir halk ayaklanmasına dönüştürmek gibi bir girişimde bulunmadığını görünce notaları vermişlerdi.
Türkiye’nin özellikle ikinci notaya (24.9.1946) uzun cevabını da aldıktan sonra hırçınlıkları
bir ölçüde geçmişti. Stalin öldükten (1953) sonra Türkiye’ye yönelik üslupları iyice yumuşayacaktı…   
İşte bu koşullar altında kurulan, 14 Mayıs 1950’de tek başına iktidara gelen, 27 Mayıs 1960’da, arkasında bambaşka bir Türkiye[2] bırakarak askeri bir darbe ile devrilen ve 29 Eylül 1960 tarihinde mahkeme kararı ile kapatılan bir Demokrat Parti.
1992 yılında yeniden açıldı, Demokrat Parti. Ankara Altınel oteldeki kongrede bazı eski DP milletvekilleri sevinçten ağlıyorlardı. Partinin bugünkü durumunu görseller ne yaparlardı?  
Ben 23 Mayıs 1993 günü o Demokrat Parti’nin Genel İdare Kurulu üyesi, 4 Ocak 1994 günü de Basınla İlişkiler ve Propaganda konularında yetki Genel başkan Yardımcısı oldum. O tarihte DYP Genel Başkanı Bayan Çiller başbakandı ve ekonomiyi de dış politikayı da yüzüne gözüne bulaştırıyordu.  Ben de hemen her gün Bayan Çiller’e çok ağır eleştiriler içeren basın açıklamaları yapıyordum. Bir tanesini mealen hatırlıyorum:
“Bayan Çiller’in Türkiye’deki Mal Varlığını nakde çevirelim. ABD’ye havale edelim. Kendisine de bir bilet alalım: İstanbul – New York, ONE WAY !” 
O Demokrat Parti’nin Genel Başkan Aydın Menderes’ti. Önce “Mezara Kadar Refah” dedi, sonra partiler arası gitti ve geldi ve aramızdan ayrıldı. Allahtan rahmet dilerken babasının partisine ihanetini unutmaya çalışıyorum.
2007 yılında Mehmet Ağar DYP ile ANAP’ı birleştirmeye kalkıştı ama yüzüne gözüne bulaştırdı. % 9.5 olarak devraldığı oyu % 5.4’e düşürerek bıraktı. Ağar’dan sonra Demokrat Parti’nin başına Çiller’in adamı olarak bilinen Soylu geldi. Bugün AKP’nin Çalışma Bakanı !
Soylu’nun oyu % 3 civarında oluştu. 2009 yılında önce istifa etti, ardından yeniden genel başkan adayı oldu ve Hüsamettin Cindoruk’a yenildi, Demokrat Parti’den ayrıldı yavaş yavaş AKP’lileşti.
Cindoruk ekibinde ben de vardım. ANAP ile birleştik ama o birleşmeden bir şey çıkmadı. Yine de 2011 seçiminde barajı zorlamaya hazırlanıyorduk ki, garip bir Kongre’de Namık Kemal Zeybek Genel Başkan seçildi. Bizler ayrıldık. Birkaç ay sonra Demokrat Parti yüzde sıfıra yerleşti. Hala daha orada.
İşte bugünkü yüzde sıfırlık Demokrat Parti Ocak 2016 günü Sürmeli Otelde 70. Yıldönümünü kutladı. Haberini Yeni Asya gazetesi 9 Ocak günü altıncı sayfadan verdi.
Oysa 60ıncı Yıl’ı benim de yönetiminde olduğum Demokratlar Kulübü muhteşem bir törenle Ankara Palas’ta kutlamıştık. Açılışta ATATÜRK’ün 10 Kasım 1953 günü Etnoğrafya Müzesinden Anıtkabir’e naklinin filmini izletmiştik konuklarımıza. Kısa bir açılış konuşmasından sonra DYP Genel Başkanı Ağar, İstanbul’da bir televizyon programına katılmak üzere, Anıtkabir filmini izlemeden ayrılmıştı. 9. Cumhurbaşkanı ise programı sonuna kadar izlemiş üstelik benim de katıldığım panelde bir konuşma da yapmıştı.
Bugün, 2016 yılında Demokrat Parti’nin seçmenleri AKP’ye yapıştılar. Demokrat Parti’nin anlamı kalmadı. Yakında Demokratlar Kulübünün de kapanacağını duydum. Bari partiyi de kapatsınlar bitsin bu hazin süreç.
Nedense bu son cümleyi yazınca Yeni Delhi’de Türkeş ile ilk tanıştığımız 23 Kasım 1961 günü hatırladım. İdamlardan kısa bir süre sonra idi. O gün 27 Mayıs’ın yanlış olduğunu söylemişti Türkeş. Oğlu Tuğrul 7 yaşında idi. Bugün Başbakan Yardımcısı !


[1] Türkiye Üzerinde 1945 Kabusu, 1971, sayfa 111, bold vurgu M. Toker’in.
[2] Çok güçlü bir TSK, NATO üyesi, CENTO üyesi, Kıbrıs Cumhuriyetinin garantörü. Sanayileşmeye elverişli maliyette elektrik enerjisi üretmeye başladığı için hızla sanayileşmekte olan Türkiye. ERDEMİR yakında yılda 500 bin ton yassı çelik (saç) üretecek.